Obezite, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen kronik bir hastalıktır.
Obezite yaş, boy, metabolizma hızı gibi faktörler göz önünde bulundurulacak olursa, vücudun fiziksel yapısına
uymayacak ölçülerde aşırı derecede yağ depolanması sonucunda oluşur. Vücudumuzun ideal kilosunun % 20 yada
daha fazla oranda artması sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Günümüzde Amerika'da yetişkin nüfusun neredeyse üçte biri aşırı kilolu yada obezdir. Bu kişilerin de yaklaşık
5- 10 milyonunun morbid obez oldukları tahmin edilmektedir. Morbid obez,obezitenin gözle görülür bir
şekilde ciddi hastalıklara, fiziksel sorunlara ve hatta ölüme neden olabileceği noktaya ulaşmış şeklidir. Morbid
obezite kişinin kilosunun boyunun karesine bölünerek elde edilen Beden Kitle İndeksinin 40 ve daha fazla
olması şeklinde belirlenir. Ulusal Sağlık Enstitüsüne göre semptomları zaman içersinde yavaş yavaş oluşan çok
ciddi bir hastalıktır ve kesinlikle tedavi edilmelidir.

Morbid obezitenin nedenleri bilinen bazı gerçeklere rağmen biraz karmaşıktır dolayısı ile sadece aşırı yeme
sonucu ortaya çıkar denilecek kadar basit değildir. Çalışmalar obeziteye neden olan en önemli faktörün
genetik yapı ile ilgili olduğunu göstermiştir. Obezite birkez ortaya çıktıktan sonra yapılacak diyet ve
egzersiz türü faaliyetler uzun vadede yeterince etkili olamamaktadırlar. Bilim bu konudaki cevapları
araştırmaya devam ediyor,fakat bu hastalık tam anlamıyla anlaşılıncaya kadar aşırı kilo hastaların hayatları
boyunca dikkat etmeleri gereken bir konudur. İşte bundan dolayı kilo kaybı sağlayan operasyonlar da dahil olmak
üzere günümüzde uygulanmakta olan tıbbi yöntemler tam bir çözüm olarak adlandırılmamaktadır. Bu uygulamalar
aşırı kilonun sağlık açısından risk teşkil edebilecek etkilerini azaltmaya ve ciddi fiziksel, ruhsal, sosyal
sonuçları hafifletmeye yöneliktir.

Obezitenin Nedenleri

Genetik Faktörler: Araştırmalar vücutta aşırı yağ depolanmasının kişinin büyük ölçüde genetik yapısı ile
ilgili olduğunu göstermiştir. Örneğin evlatlık alınan çocukların vücut ağırlıkları ile onları evlat edinen
ailelerin vücut ağırlıkları arasındaki bu aileler nasıl beslenmeleri gerektiğini bu çocuklara öğretmelerine
rağmen hiçbir bağlantı yoktur.Ancak hiçbir zaman görmedikleri genetik ailelerinin vücut ağırlıkları ile %
80 oranında bir benzerlik vardır.

Ayrıca aynı geni taşıyan tek yumurta ikizlerinin vücut ağırlıkları ile farklı genleri taşıyan ayrı yumurta
ikizlerinin ağırlıklarına oranla çok daha fazla bir benzerlik göstermektedir.
Tıpkı göz rengimizi, boyumuzu, metabolizmamızı belirleyen genler olduğu gibi vücut ağırlığımızı da
belirleyen genlere sahibiz.

Çevresel Faktörler : Aslında genetik faktörler ile çevresel faktörler birbiri ile yakından ilgilidir.Eğer
bir kişinin genetik yapısı gereği obeziteye bir eğilimi var ise ,günümüzün hiç sağlıklı olmayan fast food yeme
içme alışkanlıkları ve hareketliliği neredeyse sıfıra indiren yaşam tarzı ile kilo kontrolü yapmak çok zordur.

Metabolizma ile ilgili Faktörler : Genellikle kilo alıp vermenin alınan ve yakılan kalorilerle ilgili olduğu
düşünülür.Eğer harcadığımızdan daha çok kalori alırsak kilo alırız,eğer aldığımızdan daha fazla kalori
harcarsak kilo veririz. Ancak artık biliniyor ki denklem bu kadar basit değildir.Obezite araştırmacıları "set
point" olarak adlandırılan ve beyinde bir çeşit termostat görevi yaparak kişileri kilo almaya ve vermeye
dirençli hale getiren bir teoriden söz etmektedirler.Eğer bu set point durumunu gözardı ederek
ciddi bir şekilde kalori alımınızı birden durdurursanız, beyniniz metabolizmanızı yavaşlatarak size karşılık
verecektir ve böylece siz de verdiğiniz her kiloyu fazlasıyla geri alacaksınız.

Tüm bunlara ilaveten obeziteye neden olan faktörler  arasında troid hormonunun az çalışması ve diğer
hormonlara bağlı düzensizlikleri de göz önünde  bulundurarak kesinlikle bir doktor gözetiminde olmak gereklidir.
Copyright © 2009 / mobezite.com  Pusula Medikal Ltd.Şti.`ne aittir   / Her hakkı sakldır. / Telefon: +90 (322) 226 8817 pbx   Fax: +90 (322) 226 89 20